Başbakan Erdoğan, Saadet Partisi Genel Merkezi'ne gelerek Saadet Partisi'nin, terör başta olmak üzere Anayasa değişikliği ile ilgili görüşlerini dinledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dün SP Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş'u ziyaret etti. Kurtulmuş, Başbakana referandum ile ilgili görüşlerini anlattı ve Saadet Partisi'nin teröre yönelik 9 maddelik çözüm önerisini sundu
Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, terör ve anayasa değişikliği, referandum sürecine ilişkin görüşlerini Başbakan Erdoğan'a aktardıklarını söyledi.
Kurtulmuş, Başbakan ve heyetinin teröre karşı yapılacak mücadele ile referandum konularında bir görüşme gerçekleştirdiklerini söyleyerek, "Saadet Partisi olarak biz Türkiye'de siyasetin mutlaka birbirlerine karşı kapılarının açık tutması gerektiğini, herkesin eteklerindeki taşları dökerek ülke hakkında milletimiz hakkında ne düşünüyorsa bunları söylemesi gerektiğini düşünen bir partiyiz" dedi.
Saadet Partisi Genel Merkezi'nde gerçekleşen görüşmeye Başbakan Recep Tayyip Erdoğan beraberinde Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Kamu Güvenlik Müsteşarı Muammer Güler ile geldi. Saadet Partisi Lideri Prof. Dr. Numan Kurtulmuş ise Başbakan'ı parti kapısında karşıladı. Bir saati aşkın bir süre gerçekleşen görüşme sonrası Başbakan Erdoğan, basın mensuplarının sorularına sadece 'iyi günler' dileyerek Saadet Partisi Genel Merkezi'nden ayrıldı.
Görüşme sonrası basın mensuplarının karşısına geçen Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, terör ve anayasa değişikliği, referandum sürecine ilişkin görüşlerini Başbakan Erdoğan'a aktardıklarını söyledi. Kurtulmuş, Başbakan ve heyetinin teröre karşı yapılacak mücadele ile referandum konularında bir görüşme gerçekleştirdiklerini söyleyerek, "Görüşme faydalı yararlı oldu.
Saadet Partisi olarak biz Türkiye'de siyasetin mutlaka birbirlerine karşı kapılarının açık tutması gerektiğini, herkesin eteklerindeki taşları dökerek ülke hakkında milletimiz hakkında ne düşünüyorsa bunları söylemesi gerektiğini düşünen bir partiyiz. Kutuplaşma ve kamplaşma yapılmaması gerektiğini, hiçbir siyasi partinin diğerini düşman olarak görmemesi tam tersine düşman değil siyasi rakip olduklarını her seferinde söylüyoruz. Biz görüşlerimizi sadece sözlü olarak değil, 'söz uçar yazı kalır' Bütün görüşlerimizi ortaya koymuş, hem iktidarla hem de kamuoyuyla paylaştık" dedi. Kapsamlı bir anayasa değişikliğine ihtiyaç var Anayasa sürecinde Türkiye'nin sadece birkaç madde üzerinde bir değişiklik değil, demokratik, katılımcı üslupla yapılmış olan kapsamlı bir değişikliğe ihtiyaç duyulduğunu da aktardıklarını ifade eden Kurtulmuş, "Hükümet'in parlamentodan geçirdiği değişikliğe başından beri 'evet' diyeceğimizi söylerdik. Ancak 12 Eylül 2010'da değişikliğe 'evet' diyeceğiz 13 Eylül 2010'da ise Türkiye'de yeni demokratik bir anayasa yapılması için görüşlerimizi en yüksek sesle paylaşacağız" diye konuştu.
Terör ile ilgili görüşlerini de Başbakan Erdoğan ile paylaştıklarını kaydeden Kurtulmuş, Başbakan'a 9 maddelik bir öneri paketi sunduklarını ifade etti. Kurtulmuş, terörün 1991 yılındaki şartlara geri döndüğünü, ve siyasetin kamplaşma ve kutuplaşma eğilimi içerisinde olduğunu bu her iki durumu bir araya getirirseniz olağan üstü bir dönem tehlikesinin olduğunu da dile getirdiklerini söyleyerek, "Terör ve kamplaşma ikisi bir araya geldiğinde, cepheleşme bir araya geldiğinde maalesef Türkiye olağanüstü dönemlere giriyor.
Hatta askeri ihtilallerle sonuçlanan siyasi sonuçlarla karşılaşıyoruz. Bir taraftan terörün önlenmesi çabaları sürerken, diğer taraftan da siyasetin hiçbir şekilde cepheleşme aracı haline getirilmemesine gayret edilmesine de görüşlerimiz arasında paylaştık. Bunun somut bir adım olarak referandum kampanyalarının red cephesi hayır cephesi halinde milleti ikiye bölerek değil, bu referandumun iktidar partisine evet ya da hayır anlamı taşımadığını görüşlerimiz arasında ifade ettik. Çünkü referandum olup gidecektir ama bu süreçteki kutuplaşma kalıcı bir takım sorunları da ortaya çıkartabilir" dedi. Herkes daha özenli bir dil kullanmalı Kurtulmuş, Başbakan Erdoğan'a terör konusunda sundukları paketteki ayrıntıları da şöyle ifade etti: "Terör konusunda herkesin daha özenli bir dil kullanması gerekir. Yani kavga ve gerilim yerine herkesin birbirini anlaması gerekeceği bir üslup kullanması kanaatindeyiz. İkinci olarak terör konusunda bir sağduyu cephesi oluşturulmalıdır.
Türkiye'nin her tarafında üniversiteler, barolar herkes terör siyasetinin karşısına çıkmalıdır. Üçüncü olarak terör sadece sonuçları itibariyle değil, öncelikli olarak gerekçeleri ortadan kaldırılarak ele alınmalıdır. Ekonomik ve sosyal, kültürel sorunların çözülmesi öncelikli adımlar olarak görülmelidir. Dördüncü olarak terör hukuk kuralları içerisinde önlenmelidir. Yani demokrasi ve hukuk devleti çerçevesinde ele alınmalıdır. Beşinci olarak terörün önlenmesi konusunda olağanüstü hal gibi bir yöntemi hiçbir kimse teklif etmemelidir.
Çünkü olağanüstü halin teklif ediliyor olması 'Biz siyasiler olarak bu sorunu çözmekten aciziz manası taşır. Altıncı olarak kutuplaşmak terörün oyununa gelmektir. Yedinci olarak TBMM'de terör ile ilgili kalıcı bir ihtisas komisyonu kurulmalıdır. Sekizinci olarak özel yetiştirilmiş bir anti-terör birimi oluşturulmalıdır. Bu birim insan hakları konusunda iyi bir eğitim almış, bölge halkının değerlerini iyi bilen ve özümsemiş, insan haklarına bağlı bir birim olmalıdır. Son olarak ise istihbarat zafiyeti önlenmelidir.
Bu zaafların temel nedenlerden birisi Türkiye'nin kendi istihbaratı değil de başkalarından aldığı istihbaratlarla hareket ediyor olmasıdır. Başkalarının istihbaratı ile terörün önlenmesi mümkün değildir" dedi. İşte 9 Maddelik çözüm önerisi
*Terör konusunda herkesin kavga ve gerilimden uzak daha özenli bir dil kullanması gerekir.
*Sağduyu cephesi oluşturulmalı ve üniversiteler, barolar herkes terör siyasetine çıkmalıdır.
*Ekonomik, sosyal ve kültürel sorunların çözülmesi öncelikli adımlar olarak görülmelidir.
*Terör demokrasi ve hukuk devleti çerçevesinde ele alınmalıdır.
*Olağanüstü hal gibi bir yöntemi hiçbir kimse teklif etmemelidir
*Kutuplaşmak terörün oyununa gelmektir. Kutuplaşmadan uzak durulmalıdır.
*TBMM'de terör ile ilgili kalıcı bir ihtisas komisyonu kurulmalıdır.
*Özel yetiştirilmiş insan hakları konusunda eğitim almış bir anti-terör birimi oluşturulmalıdır.
*İstihbarat zafiyeti önlenmelidir. Başkalarının istihbaratı ile terörün önlenmesi mümkün değildir