İstanbul'da populer bir hastanenin yoğunbakımında, bir cihazdan koluma bağlı tansiyon ve nabız ölçeri bulunmaktadır.
Tepemde asılı cihaza bakarken, bir yandan da odanın bir kösesinde iki hastabakıcının konuşmalarına şahit oluyorum. Tüm hastane sessiz. Koridorda kauçuk terliklerden çıkan hastane personelinin ayak sesleri var, o kadar.. Yeni çıkan trafik yönetmeliği ile ilgili plaka muhabbeti yapıyorlar. Arada bir cihazdan çıkan "dit-dit" sesleri arasında "onsekiz" kelimesini duyuyorum. Başımı kaykıltıp sesin sahibine bakıyorum. Sesin sahibi ,zayıf ve uzun boylu ve esmere çalık ten rengi ile top sakallı biridir. Aralık ayından kalma konuşmam hala sıkıntılı. Aralık ayında beyin kanamasına bağlı felç sonrası konuşma zorluğu çekiyorum. Kelimeleri hafıza süzgeçinden geçirip,cümleleri toparlıyorum. Bana biraz daha yakın olan hastabakıcıya soruyorum. -Arkadaş nereli? -Çankırı'lı... Kekeç(!) bir ifadeyle "Ben de Çankırı'lıyım" diyorum.. ... Kalp anjiyosuna iki saate yakın bir süre var . O arada habire konuşuyoruz , dereden tepeden..Genç Çankırı'lı kibar ve saygılı biri. Konu, dönüp dolaşıp politikaya geliyor. -Altı senedir Çankırı'da hizmet yok.. diyor. Ben " Nereden bileceksin Çankırı'yı" demek istiyorum ama, O, -Sürekli memlekete gidip geliyorum..Görüyorum..diyor. Ben lafımı tamamlamadan -Tabii , adamın beş senede Ankara'da kuyumcu dükkanı üç olursa olacağı bu.. diye ekliyor.. Şaşırıyorum... İnternet haberciği ve internet yorumları ,devasa bir alan oluşturmuş demek ki?..İstanbul'da Çankırı'yı tahlil etmek, eleştiri getirmek koskoca dünyayı bilgisayarınızın ekranında takip etmek bu demek ki. Dilimin döndüğünde buna itirazlarımı söylüyorum.." İrfan DİNÇ'in değil üç kuyumcu dükkanı açmak, bir altın küpe sahibi olamamıştır. Çünkü ,buna bile kafası yetmez " diyorum. Ama genç Çankırı'lı inadım inat diyor.. -Belediye Başkanı nerden buldu o kadar parayı,.. ... Anjiyoya, hasta sedyesi sürüklenirken ,düşünüyorum. " Allah'ım sen bize dürüst ve vefalı arkadaşlar nasip et. Ve becerikli, akıllı, düzgün karakterli arkadaşlar nasip et..Dünyalık makam mevki ve hırs sahibi kişiler den uzak eyle " Demek ki bir adam vardır ki, para çalarak hırsız olur.. Adam vardır ki saygı çalarak arsız olur.. Oysa arsız olmak, hırsız olmaktan daha evladır değil mi? Hırsız olmak kendince haklı bir sebebe dayanabilir, ya arsız olmak?
Not:Hastabakıcının ismi özellikle zikredilmemiştir..
genç çankırılıya ve allah'a bunun cevabını siz verirsiniz artık.zira bu soruların sorulması için gerekli olan altyapı için az çalışmadınız.gence cevabı siz ,size bunun cevabını da allah versin.
Yazan: ildızımlı kenan,
- IP kayıtlı
14.05.2010 - 16:13:48
yazar burada İRFAN DİNÇi aklamak yerine daha beter etmiş bence. irfan dinç ten cesaret ve alan yol veriği için parsayı toplayanlara ne demeli.imar konusunda kend-i çevresindekiler malı götürüyor. işrfan dinç buna sessiz kalıyr.
Yazan: bünyamin kara,
- IP kayıtlı
14.05.2010 - 16:09:04
öyle ifadeler varki irfan dinç hırsızlık yapmadı derken ,adam yerin dibine sokulmuş.neredeyse hırsızlık yapsaymış daha olurmuş.
Yazan: Nalan
- IP kayıtlı
14.05.2010 - 15:42:20
Gazeteci Kerim Akbaş Ankaranın önde gelen iş adamlarından Namık Tanık İrfan Dinçin arka kasası diyodu acaba hala aynı görüştemi bunu ispat edebilirmi edemesse şerefsiz olmayı kabul ediyormu?