logo

07 Ağustos 2018

Ya tasma ya özgürlük

ali taş yazılarıABD’nin tutuklu Papaz Brunson üzerinden başlattığı gerilim, değişik tehditler ve yaptırımlarla devam ediyor. Trump’un tiwetter tehditleri iki bakanımıza yaptırım kararıyla fiiliyata geçti. Bu olumsuzlukların ilk yansıması ise, doların yükselmesi oldu.

Yaşanacak bu süreçte tek avantajımız husumetin, düşmanlığın artık gizli değil de aleni yapılması. Diğer önemli avantajımız da, münafık müttefikimizin düşmanlığını ekonomik alana kaydırmış olmasıdır.

ABD bu düşmanlığı en az 68 yıldır yapıyor. NOTO ittifakına zorunlu olarak girdikten sonra Ülkemiz sürekli ve sistemli olarak ABD’nin tahakkümleriyle ve düşmanca saldırılarına maruz kalmıştır. Tabi yapılan eylemler hiçbir zaman aleniyete yansımamıştır. Bilakis, dostluğa müttefikliğe vurgu hiç ama hiç ihmal edilmemiştir.

Daha fazla özgürlük ve kalkınma taleplerimiz önce değişik metotlarla ikna edilmeye, vaz geçirilmeye çalışılmış. Israr ve onurlu direniş ise hep darbeyle nihayetlenmiştir. ABD’nin deyimiyle içimizde ki “Bizim çocuklar” darbe öncesinde ve darbe safhasında yoğun mesai sarf etmişlerdir.

27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat darbelerinde hep ABD kazançlı çıkmış, ülkemiz kaybetmiştir. Darbeler ABD’nin en kolay ve anlık önlemleridir. Bunlardan daha beteri olan ise terör örgütleri marifetiyle uzun vade de Ülkemizin yıpratmasıdır.

ABD, yukarıda özetini çıkarttığımız darbeler ve olaylarla 2016 15 Temmuzuna kadar hep istediğini aldı. Türkiye ise hep kaybetti. Bugün şikayetçi olduğumuz doların yükselişi o yıllarda da vardı. Devalüasyonlar, fiyat artışları, en kötüsü ise yokluklar, yukarıda bahsettiğimiz olayların yan ürünü olarak Milletimize hep yaşatılmıştır.

Türkiye 15 Temmuz kanlı olayına gelinceye kadar, çektiği sıkıntıların kazandırdığı bir tecrübeye ve bağımsızlık bilincine sahip olmuştu. ABD’nin kaybetmeye, Türkiye’nin kazanmaya başlamasının en büyük nedeni, işte bu kazanılan tecrübe ve bağımsızlık bilincidir.

1950 yılı Türkiye için ne kadar önemliyse, 2016 yılı da o kadar önemlidir. Birincisinde demokrasinin önemini kazandık, ikincisinde bağımsızlığın önemini ve ABD’nin en büyük tehdit olduğunu yaşayarak fark ettik.

Tabi daha öncesinde de ABD’nin nasıl bir düşman olduğu söyleniyordu söylenmesine. Lakin yaşanılan soğuk savaş şartları ve bağımlı medya bu seslerin duyulmasını hep engellemiştir.

15 Temmuzda geç açılan gözümüz aynı zamanda geniş de açıldı. ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde bizim için açtığı koridor kuyusu için acil tedbirler alındı ve kuyu açılmamak üzere kapatıldı, tabi ABD’nin anladığı dilden.

15 Temmuzla birlikte açılan gözümüz ve ABD’yi Trump gibi siyaseti ve düşmanlığı bodoslama yapan bir liderin idare etmesi, başka bir boyuttan bakıldığında şans olarak ta değerlendirmek mümkündür.

Bu şans sadece bizim için değil, Ortadoğu halkları içinde iyi bir şanstır. ABD ve Trump’un Türkiye’yi öncelikli hedef seçmelerinde ki görülmeyen nedenlerden bir tanesi de, Türkiye’de ki demokrasinin Ortadoğu’da model alınmaya başlanması tehlikesidir.

Esas ABD için beklenen son Türkiye modelinin Ortadoğu’ya egemen olmasıdır. Bir başka önemli nedende Avrupa ile Çin arasında ki tarihi ipek yolunun süratle tekrar fiiliyata geçme hadisesidir. Bu dev projede motor görevini ise malumunuz Türkiye yapmaktadır.

Petrol ve doğal gaz hatlarının Türkiye üzerinden Avrupa’ya ihraç edilmesi yanında, Çin ile Avrupa’nın hızlı trenle bağlanması ABD’yi kara kara düşündürmektedir. Tarihi ipek yolunun işlerlik kazanması hem Türkiye’yi kalkındıracak hem de Çin’i ABD karşısında öne geçirtecektir.

Yukarıda zikrettiğim umut dolu gelecek için yapacağımız tek bir şey var. ABD’nin yaptırımlarına karşı dik durmak ve sabretmek. Unutmayalım ki, ABD ile anlaşmak çaremize dert olmaz, sadece penisilin gibi kısa bir süre ağrımızı dindirir. Dolar silahı ise ebediyen başımızdan gitmez.

Hikaye bu ya; Bir gün kırda dolaşırlarken kurt ile köpek karşılaşmışlar ve arkadaş olmuşlar. Kurt günlerdir av bulamadığı için bir hayli zayıflamış, adeta bir deri bir kemik kalmıştır. Köpek ise gayet besili ve heybetlidir. Bu durum kurdun dikkatinden kaçmamış, ve birazda imrenerek sormuş köpeğe ”Köpek kardeş bu kadar diri ve gür olmayı nasıl becerdin? Bana da öğretsene” Köpek birazda kibirlenerek “Kurt kardeş benim bir sahibim var çok zengin, bana da çok iyi bakıyor, eğer istersen sende benimle gel, sahibim sana da iyi bakacaktır” demiş.

Kurt bu teklifi heyecan ve sevinçle karşılamış ve hiç düşünmeden köpeğin teklifini kabul etmiş, birlikte yola koyulmuşlar. Yolda hoş sohbet giderlerken, kurt’un gözüne birden köpeğin boynunda ki tasma takılmış. Hemen sormuş arkadaşına kurt; “Köpek kardeş bu boynunda ki süslü şeyde nedir” diye. Köpek tereddütsüz cevap vermiş “Kurt kardeş akşam eve dönünce sahibim bu tasmadan beni kulübeme bağlar ve yalımı ondan sonra verir” demiş.

Kurt bir anda bu cevabı alınca olduğu yerde dura kalmış. Köpek bu duruma çok şaşırmış ve hayretle “ Hadi ne duruyorsun gelsene” demiş.

Kurt’un verdiği cevap ise çok manidar olmuş. ”Kusura bakma köpek kardeş ben aç kalırım ama kuyruğu dik tutarım, asla kendimi kimseye bağlatmam” demiş. Köpekle kurt o anda yollarını ayırmışlar.

Bu hikayeyi, doların artması üzerine FETÖ’nün ABD’ye kaçan tasmalı köpeklerinin twetter üzerinden “ABD ile anlaşma yapılması gerektiğini” öğütleyen mesajlarını okuyunca hatırladım.

 

 

 

 

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

isparta mutlu son masaj