logo

27 Kasım 2016

24 Kasım öğretmenler günü

alitasÖğretmen veya öğretmenlik sadece bir mesleğin adımıdır. Bu insanlara sadece bir kamu görevlisi olarak bakmak doğrumudur, veya onlar eğitim emekçilerimidir sadece. Bu sıfatlar içerisinde en katılmadığım sıfat en sonda anılan sıfattır, yani eğitim emekçileri sözü.

Öğretmenleri temsil eden ve onların özlük hakları için mücadele eden sendikalar Öğretmenleri tanıtırken hep bu sıfatı kullanırlar.
Tabi ki niyetleri halistir ve tek gayeleri Öğretmenlerin refah seviyesini yükseltmektir, buna itirazım yok, ama bu söz bir taraftan bakıldığında manevi olarak öğretmenlere büyük haksızlıkta yapıyor gibi.

Eğitim emekçileri demekle öğretmenler ücret bekleyen işçiler gibi mi görülüyor, diye hep düşünmüşümdür.

24 Kasım öğretmenler günü olarak kutlanıyor. Bugünü ihdas edenlere samimi olarak saygı duyuyorum. İyi ki Öğretmenler için bir gün düşünmüşler. Yoksa birey ve toplum olarak çok şey borçlu olduğumuz öğretmenleri ne hatırlayabilirdik ne da haklarını verebilirdik.

Uzun süren öğrencilik ve çeşitli nedenlerle değiştirdiğim okullardan dolayı bir hayli öğretmenim oldu. İlkolkulu Eldivan- Saray İlkokulunda okudum. Öğretmenim Mehmet Üstel idi. Disiplinli, sert, ama bir o kadarda başarılı bir öğretmendi.  O yıllarda, yediğim dayakları daha fazla düşünürken, sonraları hayatıma verdiği katkılar öne çıktı ve hep ona saygı duydum. Atatürk’ü, Matematiği öğrettiği gibi sıranın üstüne çıkartarak uygulamalı namaz kılmayı da öğretti. Allah rahmet eylesin.

Ortaokulu Taş Mektepte okudum. Matematik öğretmeni Abdullah Özler’i, Tarih Öğretmeni Perihan İhan’ı unutamam. Kısa bir süre Tarih dersimize giren Mehmet Abalı dersi anlatırken tarihi resmen yaşardı, bizlere de yaşatırdı. Atatürk’ün meşhur olan “Ordular ilk hedefiniz Akdenizdir ileri”  sözünü yüksek sesle söylediği zaman kendisi de coşardı sınıfı da coştururdu. Mekanı cennet olsun.

Öğretmeni öğretmen yapan pedagoji ilmidir. Öğrencilerin duygusal, zihinsel, sosyal durumlarını ve ruh sağlıklarını içeren bu ilime vakıf öğretmenler başarılı öğretmenlerdir.

Benim tanıdığım öğretmenler içerisinde bu özelliklere sahip olan ve derslerinde bu ilmi uygulayan iki öğretmen öne çıkmıştır.

Kurşunlu lisesinde Edebiyat öğretmenim olan Rahmetli Erdoğdu Ateşoğlu ve Çankırı Lisesinde Sanat tarihi dersimize giren Mehmet Akif Ateşoğlu. Bu insanlar derslerdeki başarıları ve karşılığını almaları noktasında unutamadığım öğretmenlerimdendir. Her iki öğretmenin soyadlarının Ateşoğlu olması ise büyük bir tesadüftür.

Erdoğdu Ateşoğlu hocam ders verirken öğrencileri iyi takip eder, en ufak bir dikkat dağılımını gördüğü zaman dersi bırakır ve kendisinin müfredata eklediği Adab-ı muaşeret dersine geçerdi. Çantasında bu adla bir kitapçık muhakkak bulunurdu. Hocamız bireylerin toplumdaki yanlış davranışlarını kendisi bizzat uygulayarak gösterir bizler ise gülmekten kırılırdık. Oysa o bu şekilde hem dikkatleri toplar, hem de toplumda ki en büyük eksikliğimizi görmemizi ve yapmamamız gerekenleri öğretmiş olurdu.

Milli Eğitim Bakanlığı yüzbinlerce insan hayatını kaybedip, bir o kadar da insan sakat kaldıktan sonra müfredata Trafik dersini koymayı akıl edebildi.  Peki en az Trafik dersi kadar önemli olan ve insanlar arasında ki trafiği düzenleyen Adab-ı muaşeret dersi ne zaman gündeme alınıp müfredata girecek. Erdoğdu hocam öğrettiğin güzel davranışlar inşallah günahlarına kefaret olur, yattığın yerde rahat uyursun.

Çankırı Lisesi son sınıfta Sanat Tarihi dersimize giren Mehmet Akif Ateşoğlu hocamız disiplinli ama bir o kadar da neşeliydi. Öğrencinin adeta beynini okurdu. Sene başlarında derse giren her öğretmen aşağı yukarı aynı şeyleri söylerdi “Benim için not önemli değil davranış ve derse ilgi daha önemlidir…falan filan” Fakat bu sözler çoğu zaman lafta kalır karneye farklı yansırdı.

Ateşoğlu hocamız ise bu sözün gereğini yerine getiren ender hocalarımızdandı. Dersini gayet ciddi bir şekilde anlatır, kaynatmalara fırsat vermezdi. Ama son on beş dakika muhakkak serbest uygulama yapardı. Şakalaşmalar fıkralar gırla giderdi, maksadı Üniversite için gerekli olan öz güveni aşılamaktı. Sanat aşkı için başından geçenleri anlatır, güldürür ve düşündürürdü. Karatekin mahallesinde Tarihi bir kapıdan kopyalamak istediği motif üzerinde çalışırken kendisini yanlış anlayan mahalle kadınlarının elinden dayak yemekten nasıl kurtulduğunu anlatmasını hiç unutamam.

Eskimez öğretmenlerimizin de şimdikilerle kıyaslanmayacak oranda maddi sıkıntısı vardı muhakkak, ama hissettirmezlerdi maddi sıkıntılarını veya fazla öne çıkartmazlardı. Belki de öğrencilere bunu hissettirmenin zararlarını biliyorlardı. Tek kusurları ise vaz geçemedikleri öğrenciye şiddet idi.

Şimdiki jenerasyon öğrenciye şiddet konusunda daha hoşgörülü. Ergenlik çağına gelen öğrencilerin sorunlarıyla rehberlik öğretmenlerinin ilgilenmesi ise başlı başına bir devrim. Ne yazıkki bizler bu çağları rehberlerle değil dayaklarla geçirdik.

İdeolojisine kendini kaptıran öğretmenler eskidende sıkıntılıydı şimdide sıkıntılı. Ne demekmiş sudan sebeplerden dolayı dersleri boykot etmek. Öğretmenlerimize yakışan en iyi sıfat Eğitim emekçileri değil, Öğrenciyi topluma hazırlayan Mimarlar olmalı, bence.

Tüm Öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler gününü kutluyorum, vefat edenlere Allahtan rahmet yaşayanlara sağlık ve afiyetler diliyorum.

Not: Bu yazım daha önce bir başka sitede yayınlanmıştı, tekrar yayınlama ihtiyacı hissettim.

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

beylikdüzü escort