logo

23 Temmuz 2017

Mescid-Aksa ve Öncelik

ali taş yazılarıKaç gündür gözümüzü kulağımızı tekrar Kudus’e ve Mescid-i Aksa’ya çevirdik. Terörist devlet İsrail yine vicdanlarımızı kaşımaya ve incitmeye devam ediyor. İsrail geçtiğimiz hafta Mescid-i Aksa’da cuma namazını kıldırmadı ve tarihinde ilk defa kutsal mabedimizde Cuma namazı kılınmamış oldu. İsrail bu hafta da Mescidin girişine metal detektörler yerleştirdi ve  provokasyonlara devam etti.

İsrail’in niyeti belli, Müslümanları Mescid-i Aksa’dan uzaklaştırmak, ilgisini unutturmak ve Kudüs’ü başkent ilan edip işgali resmileştirmek. Çünkü Mescid-i Aksa’ya gösterilen ilgi ve onun maneviyatında şekillenen cihat ruhu İsrail’in korkulu rüyası.

İsrail’i bu kadar fütuhatsızlaştıran ve cesaretlendiren ise, İslam aleminin duyarsızlığı ve özellikle Arap dünyasının laçkalığıdır.

ABD Başkanı Trump seçim kampanyasında Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyacağını vaat etmiş. Körfezdeki masraflarını  Arap devletlerinden tahsil edeceğini bile söylemişti. Bu sözler karşısında Arap devletlerinden en ufak bir eleştiri dahi gelmemişti.

Trump başkan seçildikten sonra ilk resmi ziyaretini ise Arap dünyasının en zengin ülkesi Suudi Arabistan’a yaptı. O ziyarette yaşananlar bugünlerin habercisiydi. Suud Krallığı o kadar aşağılanmayı sindirdiği gibi, Trumpa teşekkür mahiyetinde görkemli bir karşılama töreni dahi düzenledi. Seviyesizlik had safhada idi. Suud idaresi o günkü gösteri ile İslam dininden ve  Peygamberimizin sünnetinden zerre kadar nasiplenmediğini göstermiş oldu.

Trump belki de tören rezilliklerini gördükten sonra, Arap liderlerinden daha fazla faydalanmak için Mısır’ın Sisi’sini de yanına alarak bir küre’ye ellerini bastırıp poz verdirmişti, yani bir nevi pohpohlamıştı bunları. Trump’un bunda ne kadar başarılı olduğu Arap medyasına yansıyan haberlerden anlaşılmıştı.

İsrail’in son yaptığı emri vaki ye ve göstericilere karşı sert tavrına İslam dünyasından ve Arap dünyasından tepkiler çok cılız kaldı. Tepkilerde diplomatik riyakarlık hemen sırıttı. Türkiye dışında devlet başkanı düzeyinde bir tepki hemen hemen yoktu. Arap krallıkları daha çok bakan düzeyinde İsrail’i kınadı, yani tepki gösteriyormuş gibi yaptı.

İsrail’in yaptığı son eylem en çok Filistin’i sarstı muhakkak. Filistin halkı günlerdir zulme direniyor, taşla yumrukla. Şehitler, gaziler veriyor. Peki Filistin devleti ne yapıyor? Başbakan Rami e-Hamallah yapılan zulmün ve işgalin durdurulması için AB ülkelerine yardım çağrısında bulundu. Netice alınır mı? Hiç ihtimal yok, çaresizliğin duyurulmasından başka.

Filistin’in bir de devlet başkanı var, adı Mahmud Abbas. Bu zattan şimdiye kadar ciddi bir ses duymadık. Oysa İsrail’in eski Cumhurbaşkanı kıdemli katil Şimon Peres ölünce üzüntüden FETÖ gibi gözyaşı dökmüştü.

Yukarıda ki tabloya bakınca Mescid-i Aksa’nın durumu bizleri daha çok üzüyor. Bu tablo bizi bir kere daha 15 Temmuza götürüyor. O gün verilen mücadele bugün verilen Mescid-i Aksa mücadelesinin devamı.

Buradan şuraya gelmek istiyorum. 15 Temmuzu yapanların amacı Türkiye’yi bir Mısır ve Suudi Arabistan yapmaktı. Ama dualı Milletimiz Mescid-i Aksa işgalcilerini o gün ağır bir yenilgiye uğrattı.

Kesin zaferin kazanılması, bölgenin huzura kavuşması için öncelikle Arap dünyasında ki ABD/İsrail kuklalarının temizlenmesi, karton küreye el basan ellerin ve gururların kırılması gerekir.

Hastalığın tedavisi için önce doğru teşhis şart. İslam dünyasının önceliği FETÖ gibi sahte doktorlardan kurtulmak olmalı.

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

beylikdüzü escort