logo

25 Eylül 2016

Sadakanın hikmeti

15 Temmuz darbesinin boyutları hergün yeni çıkan belge ve bilgilerle derinlik kazanmaya devam ediyor. Tabi karşılaştığımız ve savuşturduğumuz tehlikenin de öyle az buz bir şey olmadığı da ortaya çıkıyor.

Her kaza ve musubet savuşturulduğunda “verilmiş sadakamız varmış” sözleri dudaklarımızdan dökülür. Yaşananların yaşayacaklarımızın yanında çok küçük kalacağı anlaşıldığından Devlet ve Millet olarak “verilmiş sadakamız varmış” demekten kendimizi alamıyoruz.

Tarihe kara bir gün olarak yazılacak olan 15 Temmuz Fetö darbesi sadece adını aldığı pisokopat bir vaiz ve onun peşine takılan hizmet örgütün işi değildir. Mankurtlaştırılan bu örgüt tabi ki ihanet için yıllardır hazırlatılmış örgütlendirilmiş ve zamanı geldiği anlaşıldığında hadi buyurun denilmiştir. Fakat bu kadar kapsamlı ve organize işi yapacak kabiliyet bunlarda varmıdır sorusuna evet demek biraz zordur. Ortak kanaat bu hain planın güçlü bir istihbarat örgütü tarafından yönlendirildiği yönündedir.Planın süresi de en az kırk elli yıl civarındadır.

İnsanlar üzerine sürülen tanklar, vicdansızca sıkılan kurşunlar ve atılan bombalar bu örgütün vahşi bir el tarafından ayrıca programlandığını da göstermiştir.

En son çıkan haberde ise resmen nutkumuz tutuldu. Güneydoğu’da bölücü örgütle yapılan hendek muharebelerinde bir fetöcü general operasyon yapılacak bina’da tuzaklı bomba olduğu ihbarına ve uyarılarına aldırmadan 17 vatan evladını bile bile tuzağa göndermiş ve şehit olmalarına sebep olmuş.

Yaşadığımız bu acı olaylar Fetö örgütünün yerli bir örgüt değil yabancı bir örgüt olduğunu gözler önüne sermiştir. Maksadın da sadece darbe yapmak değil Irak ve Suriye gibi Türkiye’yi bölmek olduğu da gün gibi aşikardır.

Bu tehlikenin ber taraf edilmesinde adı sanı öne çıkan bir çok kahramanın yanında ismi cismi öne çıkmayan bir çok kahramanda vardır kuşkusuz. Tıpkı Kıbrıs’ta, Kore’de olduğu gibi cenabı Allah görünmez askerleriyle Devletimizin imdadına yetiştiğine de inanıyorum. Çünkü gerçekten olağanüstü günler yaşadık.

Örgütün panikleyip darbe saatini öne alması bile başlı başına bir olay. Darbe planladıkları gibi 03.00 de olsa durum daha da vahim hal alabilirdi. Yahut Cumhurbaşkanı 15 dakika daha bulunduğu yerde kalsa sonuç ne olurdu kestirmek bile zor.

Bir an hayal edelim, bu sinsi örgüt beş yıl daha sabretseydi halimiz nice olurdu? Kanser hücrelerinin vucudu sardığı gibi bu hainler Devletimizin en küçük noktalarına kadar sızmazmıydı? Bu soruların cevabı maalesef “Coğrafya’da Türkiye diye bir devlet kalmazdı” olurdu.

Savuşturulan musubette elbette 28 Şubat süresinde çekilen sıkıntıların, çilelerin, sona erdirilmesi ve akan gözyaşlarının dindirilmesinin önemli payı vardır.

İnsanların ibadetlerine inançlarına ve inandıklarını ifade edilmesine konulan yasakların kaldırılması da musebitin savuşturulmasında etken olmuştur kuşkusuz.

Fakat Suriye’li Irak’lı mazlum muhacirlere Devletimizin kucak açması benim kanaatime göre bu tarihi belanın def edilmesinde birinci derece faktör olmuştur.

Bu insanların hiç birisi güle oynaya yollara düşmediler, gurbetin çile olduğunu bile bile hicret etmek zorunda kaldılar, yani muhacir oldular.

Karşılarında zalim bir dikdatör vardı ve bu zalim uluslararası güçler tarafından korunup kollandığı için hiçbir güç tarafından engellenemiyordu. Bu zalimliği bir çok Müslüman devlet ise sadece kınamakla geçiştiriyordu. Yani muhacirlik kaçınılmaz olmuştu.

Bu kaçınılmaz göçe muhacirliğe vahşi batı set çekmiş bir çok masum insan denizlerde boğularak can vermişti. Türkiye’nin ve şu anda iş başında bulunan yönetimin bu göç olayına batı gibi yaklaşması mümkün değildi.

Erdoğan liderliğinde ki Türkiye islami ve insani hassasiyetleri öne çıkardı. Sayısal sınır getirmeden Suriyeli ve Iraklı insanlara kapısını açtı. Milletimizde bir zamanlar vatandaşımız olan bu insanlarla ekmeğini bölüştü giyisilerini paylaştı. Sayıları sınırlı marjinal düşünce sahiplerini bir kenera koyarsak milletimizin ekseriyeti muhacirlere ensar gibi yaklaştı ve bağrına bastı.

Bu göç faciası müminlere ve Devletimize hayır fırsatı doğurdu. Birçok insan bu fırsatı değerlendirdi ve sadaka sevabı kazanma imkanı sağladı. Ama bu hayırdan en fazla Devletimiz faydalandı.

Verilen sadakanın faydası ve getirisi de gecikmedi. Cenabı Allah bu aziz Milleti ve Devletini 15 Temmuz darbesinden korudu.

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.